MİMARIMIZIN SAFF KAZDAĞLARI İLE İLGİLİ ÖZEL NOTLARI

Aboutblank olarak biz, günün bilgisi, görgüsü ve teknolojisiyle, gelenekten gelen tecrübeyi birleştiren, projelerimize her zaman olabildiğince çok aktörü dahil etmekten keyif alan bir yapıdayız. Fikrin ve yere aitliğin her egonun önünde olduğu bir mimari tasarım yaklaşımımız var. Buna mimari tasarım demek de çok doğru değil aslında. Mimari sadece gerçekleştirdiğimiz tasarımların bir arayüzü, bir dili diyebiliriz. Bizim odaklandığımız konu her zaman proje içerisinde sürdürülecek olan hayatın ta kendisi oluyor. Şekillendirdiğimiz doğa parçasının, mekanlaştırdığımız bölüntülerin formundan, estetiğinden önce yaşantısı ile iletişim kurmaya çalışıyoruz. Çünkü sonuçta tüm bu tasarım ve emek sonunda ortaya çıkan atmosferde “hayat” olacak. Anadolu’nun geleneksel konut mimarisinde avluya bazen “hayat” dendiğini görürüz. Tüm mekânlar bu hayatın etrafında sıralanmıştır. Asıl insani ilişkiler ve bir aradalık hissi, aile olma mevhumu hayatta, yani avluda geçer. Mimari tasarımcı olarak şunun bilincinde olmak gerekir, bu öz kavrama yapacağınız her müdahale, orada yaşayacak olan insanların da hayatına dokunmak anlamına gelir.

Bu projede de alanımız zaten Kaz Dağları, mitolojideki adıyla İda…

Tanrıların doğduğu, yaşadığı ve insanlarla iletişime geçip onlara yardım ettiği yer olarak anılır. Bunun coğrafyayla ve oradaki enerji ile bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. İnsan olarak aslında doğadaki farklı formlardaki enerjileri tüketerek hayati fonksiyonlarımızı sürdürüyoruz. Bu enerjiler ne kadar ari ve eksilmemiş olarak bedenimize ulaşır ise biz de o kadar enerjik ve iyi oluyoruz. Kaz dağlarındaki durumun da bu olduğunu düşünüyorum, hatta biliyorum diyebilirim.

Bireysel olarak neredeyse 15 yıldır her sene en az 15 gün bu dağlarda doğayla bir bütün olarak yaşamayı tecrübe ediyorum. Ve o 15 gün hem bedensel hem de zihinsel olarak geri kalan 350 günümün enerjisinin kaynağı oluyor diyebilirim. Kaz dağlarındaki mitolojilerde anlatılan insanların tanrılarla buluşmasını ben bugün şu şekilde yorumluyorum; Kaz dağları, insanın kendisiyle buluştuğu yer… Bununla şunu kastediyorum, Erhan olarak ben tüm tanımlamaların ötesinde aslında neyim? Kimim? Ve varlık nedenim nedir? Tükettiğim enerjiler sonucu var olmamı gerektirecek ne yapıyorum? Ne yapmalıyım?

İşte Kaz dağlarındaki tüm doğal döngü, oksijen, gıda, güneş, denizin iyotu, dünya üzerindeki koordinatları, evrendeki koordinatları, her ne derseniz deyin, size bunları düşündürüyor. Kendinizle ve öz benliğinizle başbaşa kalmanıza olanak sunuyor. Çünkü burada doğadan aldığınız enerji saf. Hiç bir insan yapımı sürece dahil olmadan, eksilmeden bedeninize ulaşıyor. Sonuçta sağlıklı bir zihin ve düşünme gücü de sağlıklı bir bedende var olur. Dünyayla iletişim kurma aracımız, bedenimiz. Ve bu iletişimi de çeşitli performanslarla kurmanızı sağlıyor, sağlamış… Yazarak, düşünerek, spor yaparak, çalışarak, üreterek, müzik yaparak, resim yaparak, heykel yaparak, tiyatro yaparak….vs. İşte Kaz dağlarındaki projemizde temel aldığımız, tasarlamaya çalıştığımız “hayat” aslında bu…

Kentsel yaşam ve şehirleşme, maalesef bizi varlık bağlamımızdan kopardı ve doğa ile bir arada yaşama kabiliyetimizi unuttuk. Bir yandan da antikiteden bu yana kabul edilen metafizik kavramlarda, hep insan ile doğa arasında bir ayrım temel alındığından, insan doğanın kendisi için var olan bir nesne olduğunu düşünüp hareket etti. Çünkü insan kendi algısına göre düşünebilen, neden sonuç ilişkisi kurup maddeleri bir araya getirebilen, bunun sonuçları ile de sürekli gelişen ve dönüşen bir varlık. Böyle düşününce evrendeki diğer her şeyi bu amaca hizmet eden birer “kaynak”  olarak görmesi çok olası. Fakat içinde bulunduğumuz son yüzyılda, insanoğlu olarak kaynak tüketimimizin fazlalığı sebebiyle doğanın dengesinin hızla bozulmakta olduğunu gözlemliyoruz. Bu sebeple zaten her zaman benim de inandığım biçimiyle yeni bir metafizik algının doğması gerektiği, ancak öyle varlığımızı sürdürüp daha da gelişebileceğimizi anlar hale geldik. Bu da aslında çok basit bir yaklaşım. Üstünlük kurarak değil, aynı akışta, hemhal olarak, bir arada yaşama yaklaşımı. Kimsenin kimseden üstün olmadığı, ancak ortak bilinçle ve ortak varoluş felsefesiyle daha da gelişkin olabileceğimiz yaklaşımı… Projede bu yaklaşımı hedefliyoruz. Bu yaklaşım sadece doğanın içinde organik bir yaşam sürdürmek ama bilinçsizce tüketmek değil. Salt sürdürülebilir enerji kaynakları kullanan, atık yönetimi yapan, su tasarrufu yapan, doğaya saygılı bir yaşam da değil. Bunların da ötesinde… Doğanın da yaşamımıza ortak olduğu, bizim doğadan öğrendiğimiz, doğanın da bizden öğrendiği, bizim doğanın enerjisini kullanarak ürettiğimiz, doğanın da bizim enerjimizden beslendiği bir döngüsel hedef bu. Ancak bu sayede  içinde var olduğumuz, mitolojilere ve efsanelere konu olan coğrafyaya uygun bir yaşam kurmuş olabileceğiz.

Saff Kazdağları'nın teknik özellikleri

Proje alanı, Kaz Dağları içerisinde, ormana komşu, 60.000 metrekarelik bir alan.

Alan içerisinde ormandan adeta akıp alanı ikiye bölen bir koruluk alanı mevcut. Çam ve Meşe ağaçlarından oluşan bu koruluk zaten bize mimari tasarıma nasıl yaklaşmamız gerektiğini kendince söyleyen bir tavır içerisinde. Deniz seviyesinden 650 metre yükseklikteki bu alanda, iki farklı tipte toplam 90 adet özenle tasarlanmış ahşap ev yer alacak. Ahşap evlerin yanı sıra, alanı deneyimlemek isteyen geçici kullanıcılara yönelik tasarladığımız butik bir otel yapısı bulunuyor. Bu otel ile bağlantılı olarak da 20 adet glamping birimi yer alacak. Glamping, şehir yaşantısını benimsemiş insanların doğa ile buluşabilmesi adına güzel bir deneyim sunuyor. Özellikle hem konforu hem de doğa ile iç içe olma özgürlüğünü bir arada sunması bakımından bu birimleri çok önemsiyoruz.

Mimari tasarımda, nitelikli ve kendi karakterini koruyan malzemelerle tasarım yapmaya özen gösterdik. Ahşap yapıların ağırlıklı olduğu, topografik kotların yine yere özgü doğal taşlarla ve sıkıştırılmış topraklarla organize edildiği basit bir tasarım yaklaşımımız var. Üretim aşamasından son kullanıcısına kadar karbon ayak izini en aza indirgeyen bir yapı malzemesi olduğu için ahşabı tercih ettik. 

Projedeki kullanıcıların günlük hayatlarını çeşitlendirmek ve buradaki doğal döngüye dahil edebilmek adına alan içerisinde beklenmedik köşelerde ortak alanlar oluşturduk. Bu alanlar yeri geldiğinde bir ferahlama veya meditasyon durağı olabildiği gibi yeri geldiğinde de ufak bir meydan ve bu meydanı örten bir pergola şeklinde yer alabilecek. Tarım ve ziraat atöyeleri, sanat atölyeleri, spor aktiviteleri, yoga, meditasyon ve zamanla kendiliğinden yaşantıya dahil edilmesi gerektiği düşünülen sanatsal atölyelere imkan veren tasarımlar olacak.

Projemizde peyzaj tasarımı da sadece fon olan, pasif bir peyzaj değil. İnsanların iletişim kurabildiği, üretime dahil edilebilecek ürünler sunan, aktif bir peyzaj olmasını hedefliyoruz. Çok sulama isteyen görseli kuvvetli bitkiler yerine, yerin doğal bitki örtüsünde zaten var olan, bu bölgenin habitatına uygun bitkiler ile bir peyzaj tasarımımız var.

Y. Mimar Erhan VURAL

Saff KAZDAĞLARI projesinin mimarı, Y. Mimar Erhan VURAL, çalışmalarını kurucu ortağı olduğu “ABOUTBLANK” markası adı altında sürdürmektedir. Aboutblank, mimari ve kentsel tasarımın bütüncül bir yaklaşım olarak tüm projelere yansıtıldığı özgün bir markadır. Yere özgü değerlerin ve gelenekten gelen tecrübenin, çağdaş tasarım anlayışları ve teknolojik altyapılar ile harmanlandığı bir üretim sürecini benimser. Bilgisayar destekli ve parametrik tasarımın en güncel olanaklarının kullanıldığı verimli ve sürdürülebilir bir iş akışı vardır.

Ekolojik yaşam köyleri, konut, toplu konut, yüksek yapı, ofis, okul, karma yapılar, fabrikalar ve kamu yapıları başta olmak üzere kentsel tasarım, kent meydanı, kent parkı, yaşam vadisi ve imar planı ölçeğinde uygulanmış projeleri vardır. Bunların yanı sıra katıldığı mimari ve kentsel tasarım proje yarışmalarında 30 üzerinde ulusal ve uluslararası ödül kazanmıştır. 2020 yılında Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması’nda 1. lik ödülü, 2017 yılında Londra’da düzenlenen European Property Awards’tan, uygulanan iki yüksek yapısı (Skyblue Kartal ve Royal Garden Kartal) ile iki farklı kategoride ödüller kazanmıştır.

Aboutblank, tasarımlarını mümkün olduğunca çok paydaşın bakış açısı ile zenginleştirmeyi önemser. Bu sebeple 2012’de MVRDV, 2013’de AECOM, 2016’da KCAP, 2023’de KKAA gibi uluslararası saygın firmalar ile ortak projeler üretmiştir.

Aboutblank kurucu ortakları İstanbul SMD üyesidir. Mesleki pratiklerinin yanı sıra, birçok üniversitenin mimari tasarım programlarında atölye yürütücülüğü, davetli jüri üyeliği yapmakta ve seminerler vermektedir.

Erhan VURAL, 1983 Antalya doğumludur. YTÜ Mimarlık Fakültesi’nden 2007 yılında lisans, 2019 yılında yüksek lisans derecesi ile mezun olmuştur. YTÜ Mimari Tasarım doktora programında akademik çalışmalarını devam ettirmektedir. Mimari ve kentsel tasarım pratiklerini yeni nesil sanat yaklaşımları ile harmanlayarak ortaya çıkardığı “Parametrik Portre” ve “Yılbaşı Ağacı” isimli eserleri, 2019 yılında Eindhoven’da gerçekleşen Dutch Design Week kapsamında sergilenmiştir. Kentsel tasarım ve Mimari Tasarım alanındaki ütopyalarını ise çeşitli mecralarda  NFT koleksiyonu olarak sergilemektedir.